02 Temmuz 2017

Nuri Demirağ Konağı #Divriği




Bugün #Divriği ye gittik. Gezdik, gördük. Sıcak çok bunaltıcı olsada. O kadar muhteşem bir yerdi ki. Doyamadık. Rehber de dedi zaten divriği ulu camiyi anlat anlat bitiremeyiz diye doymayın ki bir daha gelin diye. Sadece divriği ulu camimiz de yok orada. Uçağı icat eden Nuri Demirağ'nın konağına da gittik. Konak o kadar güzeldi ki hep eski eşyalar vardı. Daktilolar, ütüler, bastonlar ve başka başka eşyalar... çoğunu teknoloji sayesinde hiç görmediğim eşyalardı. Evin içine girince orada yaşadığımı hayal ettim. Nasıl olurdu? Zaman nasıl geçedi diye. Bilmiyorum ama hayali bile çok huzur vericiydi. Bilmiyorum eskiler çok sıkıntı çekmiş, belki çok sorunlar yaşadılar ama huzurluydular gibi geliyor bana. 
Konakta her şey el emeği göz nuruydu. Bu da konaktan bir kaç fotoğraf... 
Divriği ulu camiyi ayrı olarak paylaşmak istiyorum. Çünkü taş oymacılığın mükemmel bir örneği olan bu caminin bahsedilecek çok fazla önemli detayları var. 






EKALE

11 Mayıs 2017

Çıkar Dünyasının Kalitesiz İnsanları



Çıkar Dünyasının Kalitesiz İnsanları

Kalbimize giren çıkanların sayısını bilmez olduk. Sahi, ne zaman bu kadar acımasız olduk? Karşımızdakini küçücük meselelerden dolayı silmek, ne zaman bu kadar kolay oldu? İnsanların da masumluğu kalmadı, dünyanın da. Çivisi çıktı derler ya. Tam o noktadayız. Yorulduk, tükendik. En çokta kırıldık. İnsanlar hayatımıza kırmak için girer oldu. İçimize ata ata içimiz çöplük oldu. Ciğerimiz soldu artık. Çabuk güvendiğimiz dağlara karlar yağmaya başladı. Biz baharı beklerken yapraklarımız dökülmeye başladı. Zaman geçmiyor, dertler bitmiyor. ‘Üç günlük dünya’ diye tabir ettiğimiz bu hayatı. Sadece bir defa geleceğimizi bile bile üzüntüyle geçiriyoruz. Mutsuz geçiriyoruz her günümüzü. Dostum, çok büyük şeyler istemiyoruz ki. Sadece sevmek ve sevilmek. Birine koşulsuzca güvenmek. Çıkar dünyasının kalitesiz üyeleri bizdeki güveni kırıyor. Ve herkes yavaş yavaş kendi kabuğuna çekiliyor. Bahsettiğimiz hayatı kendimize zindan edip mutsuz ölüyoruz.
Ve bunun bilincine varıp mutsuz öldürüyoruz.


EKALE

08 Nisan 2017

Yorgunuz

Fazlasıyla karışık fazlasıyla yorgunum bu günlerde..
Elim gitmez oldu kaleme.
İçimizde ki özlem büyüyor.
Öyle bir büyüyor ki gözlerimiz görmüyor.
Hayattan zevk almaz olduk.
İsteklerimiz, beklentilerimiz ve beklediklerimiz...
Gelmiyor.
Geriye sadece 'özledim.' kelimesi kalıyor.
İliklerimize kadar hissediyoruz beklediklerimizin yokluğunu.
Gözlerimizi kapatmaya korkar olduk.
Sahi, uyumak neydi ?
hatırlamıyorum.


EKALE

03 Mart 2017

Kavgaları birikiyor insanın


Zor bir döneme gözlerimi açmışım gibi geliyor. İçimde büyüttüğüm sorunlar isyan çıkarmaya başlıyor. Şairin de dediği gibi, kavgalarım birikti içimde.
Nefes almayı unutuyorum bazen. Kafam karışık ve bir o kadar da yorgunum.
İnsanlar üzerime üzerime geliyorlar sanki.
Herkese alınır, kırılır oldum.
Bir de gülümsemesi eksik olmayan yüzüm.
Artık gülmüyor ve mutlu değil.
Çünkü hiç bir şey eskisi gibi olamıyor.
Belki de bir çiçektim solmaya başladım.
Ya da bir yağmurdum kurumaya başladım.

EKALE

12 Şubat 2017

SAVAŞLARI DURDURMANIN ÇÖZÜMÜ BULUNDU!


Geçenlerde okuduğum bir blog sayfasında arkadaşımız,
'Bir sihirli değneğiniz olsaydı ne yapardınız?' sorusuna bir çok cevaplar yazmış.
Alttaki yorumları okurken bir yorum çok dikkatimi çekti.
'Dünyada ki savaşları durdururdum.'

Sizce bu savaşların başlıca nedeni ne?
  
Bence biz bu sorunun cevabını tam anlamıyla verip, çözümü için bir şeyler yaparsak,
Dünyada ki savaşları durdurabiliriz.

Bu benim şahsi düşüncemdir ki,
Benim bir sihirli değneğim olsa Dünyada ki savaşları durdurmak istemezdim.
Çünkü savaşlar durur ama bir zaman sonra tekrar savaş çıkabilir değil mi ?
Onun yerine sihirli değneğimizi insanların aç gözünü doyurmak için kullansak
Bu Dünya da ne fakir kalır ne de başkasının malına göz dikme.
Çünkü bir çok sorun insanın açgözlülüğü sonucu oluşuyor.
Eğer bunu engelleyebilirsek,
Bir çok sorun çözümüne kavuşur.

Yanlış anlaşılma olmasın aslında bunu yazmamın sebebi, o yorumu bırakan insanı burada kötü düşürmek değil. Aslında ikimizde aynı şeyden bahsediyoruz.
Ama bu sorunu böyle kestirip atamayız.
Benim burada değinmek istediğim nokta,
Şuan da dünyada ki insanların 'elindekinin daha iyisine sahip olmak isteği' bir çok soruna sebep olabiliyor.
Örneğin;
Bir devlet başkanı daha çok toprak istiyor. Başka bir ülkeye saldırıyor.
Başka birisi daha çok para için daha farklı şeyler uyguluyor.

Dostum,
Fazlasına ihtiyacımız yok ki.
Yeterince olsun yeter.

EKALE



Sizin yorumlarınızı ve düşüncelerinizi çok merak ediyorum. 
''Yorum yaparak'' yada yandaki ''yaz bana'' kısmına yazarak düşüncelerinizi iletebilirsiniz.

11 Şubat 2017

İzlenmesi gereken 1 dizi ve 1 film

Herkese Merhabalar! 
Öneri bölümüne de 1 dizi ve filmle girişimi yapıyorum.
Gerçekten bomba dizi ve film olduğunu söylemeliyim.
Çünkü hem sürükleyici hem de ders vericidir.

Dizimiz;
Bir Litre Gözyaşı

Bu dizimiz Japonlar tarafından yapılmış tamamen gerçek olaydır.
Çok uzun bir dizi değil. 11 bölümden oluşmaktadır.
Bölümler de 30 ile 60 dk arası değişmektedir.
Öncelikle şunu söylemeliyim ki.
Bizler hayatımızın değerini tam anlamıyla bilmiyoruz, bildiğimizi sanıyoruz.
Bu dizide ki başrol de ki kızın bir hastalığı var.
Ama bu basit bir hastalık değil.
Omurilik soğanı dejenerasyonu.
Kız hastalığını öğrendiğinde doktoru ondan bir günlük tutmasını istiyor.
Ve bu günlükte bir diziye dönüşüyor. Tamamen gerçek bir olay.
Ben bir litre değil belki de 10 litre gözyaşı dökmüş olabilirim.
Çünkü çok etkilenmiştim.
İzlemeden geçmeyin derim. :)

Film ise;
Bir Hint filmi. Masa 21.
masa 21 ile ilgili görsel sonucu
En başından beri farklı düşünüp son anda ters köşe olduğum harika bir filmdi.
Filmde bir çift tatil ödülü kazanıyor ve 21.masaya oturan çifti sürpriz bekliyor.
Ben anlatıp kendimi kaybederim diye burada kesiyorum.
Ama kesinlikle bu filmden de çok etkileneceğinizi ve ders çıkaracağınızı düşünüyorum.
Çok farklı ve güzel bir filmdi.
Kesinlikle izlemelisiniz.

Bu film ve diziyi izlediniz mi ? Düşüncelerinizi benimle paylaşabilirsiniz.

EKALE

31 Ocak 2017

Bir Köpeğin İç Sesi


Merhaba Ben Çakıl. 
3 Aylık bir kangal köpeğiyim. Sahibimin adı Esma. Sahibimi çok seviyorum. O da beni sevdiği her halinden belli. Koşmayı çok seviyorum. Genelde oradan oraya koşar, deli gibi hareket ederim. Sahibim benimle oynamayı çok sever. Tabi ki ben de onunla oynamayı seviyorum. Çünkü o bana hiç kızmaz ve sürekli beni gıdıklar. Onu görmediğim zaman ve kulübeme girdiğim zaman havlamaya başlarım. Bazen sahibimle birlikte dışarı çıkarız. Bahçemiz geniş olduğu için ben her yeri araştırmak isterim. Arka bahçeye gider saklanırım. Sahibim beni bulduğunda kulübeme götürür ve orada oynamaya devam ederiz. Sahibim bana oturduğumda yemek verdiği için verdiği her komutta otururum. Çoğu zaman karşıma geçer ve beni güldürmek için şebeklikler yapar fakat ben gülmem. Ona sadece bakarım ve bir süre sonra pes eder.  Sahibim beni sevmeyi çok abartır ve yiyecek diye korkarım. Her köpek benim gibi şanslı değil. Dışarı da kalan bir sürü arkadaşım var. Lütfen arkadaşlarıma yardım etmeyi unutmayın. 
Görüşmek üzere. 




                     

16 Ocak 2017

Yoğun Dünya'nın Sakin Kafesi

Merhaba Dostum,
Bugün seni çok özel bir yere götüreceğim.

Burası benim için çok özel çok kıymetli bir menzil. Menzil diyorum çünkü dünya sıkıntısını bir nebze unuttuğum bir yer, bir sığınak burası.
Diğer kafelere benzemiyor içeri girince sizi Erdem Bayazıd, Cahit Zarifoğlu, Rasim Özdenören, Akif İnan karşılıyor. Sol taraf ise üstadın mekanı. Sevgi dolu bir selam ile hoş geldin diyor size.


Burada dilersen kitap okuyabilirsin dilersen dostlarla sohbet edebilirsin dilersen de sessiz sessiz ince ince çalan o narin müziğin ahengine kendini kaptırabilirsin.
Dedim ya dünyanın sıkıntısını bir nebze unutabileceğiniz bir menzil, bir sığınak burası.
Bayanların rahatça oturabildikleri nezih, hoş bir ortam.
Bizleri rahatsız edecek hiçbir tavır ve davranış yok. 

Bu da sizi daha sıcacık bir yuvada gibi hissettiriyor.
Ben çok sevdim çok beğendim. Gide gide yollarını aşındırdığım bir mekan burası. İstedim ki sizde burayı keşfedin ve ziyaret edin.

Dostum, sen de gel buraya. Bir nebze kurtulalım dünyadan, sarılalım kitaplara.
 Fotoğraflar şahsıma aittir.


EKALE

12 Ocak 2017

Hatırlanmaması gereken anılar var.


Merhaba Dostum,
Uzun zaman oldu farkındayım. Çok yoğun ve yorucu bir dönemdeydim.
Yazamadım ve bazen de içimden gelmedi.
İçimde kalan küçük bir anı var. Onu sizinle gerçekten paylaşmak istiyorum.

Yakın zamanda dostum dediğim insanı baş örtüsüyle buluşturduk.
Gönlünde gerçekten kapanma isteği olan birisiydi fakat içinde bir kuşku vardı.
Ben de geçmişten kalan anılarım, bilgilerim ne varsa anlattım.
İçini bir nebze de olsun rahatlattığını düşünüyorum ki, kapanma kararı aldı ve ertesi gün kapandı.
Öncelikle onun bu konudaki iradesini tebrik ediyorum çünkü her insanın başarabileceği bir şey değil.
Şuanda bu satırlarımı okurken ismimi verecek mi? gibi düşünebilir.
Elbette vermeceğim, rahatsızlık duymasını istemiyorum.
Bu insan o gün Allah rızası için kapanma kararı aldığında gerekten giyecek bir şeyi yoktu.
-Bir şeyi yoktu derken anlamış olmalısınız ki İslam açısından uygun olmayan kıyafetler-
Ama Allah büyük ya, öyle bir şey oldu ki biz gerçekten tam tesettür olmasa da elimizden geldiğince uzun tunik vs. bulduk ve ertesi gün okula öyle gitti.
Tabi ki arkadaşımın kapandığını gören herkes bir yorum yapıyordu.
İlk yorumlar her zaman önemlidir ki çoğu insandan güzel güzel sözler işittik.
O, mutlu oldukça bende yanında mutlu oluyordum ve onun yeni halini göstermek için herkesin yanına götürüyordum.
Bir arkadaşımız geldi ve ağzından şu sözcükler döküldü;
'İnanmıyorum kapandın mı? giydiğin pantolon tayt gibi duruyor. Çok şaşırdık bu kız ne biçim giymiş diye fakat senin olduğunu görünce ağzım açık kaldı. Çok yakışmış canım.'
Bu cümleler karşısında ne diyeceğimi şaşırdım.
Arkadaşımın üzüldüğünün farkındayım ama ben ondan daha kötü oldum.
Direk İlk kapandığımda ki anım geldi aklıma.
Oturup ağladığım bir anım;
Liseye yeni başladığım zamandı ve İmam hatip lisesinde okuduğum için kendi kendime küçük bir karar almıştım, lise benim için hayatımı değiştirdiğim dönem olacak diye.
Ve ben okulun ilk günü okula kapalı gittiğimden beridir kapalıyım :)
O zamanlar yeni kapandığım için bu halimi herkese göstermek istiyordum ve ilkokulda en samimi olduğum arkadaşımın evine gittim. Kapıyı çaldım, açtığında şaşıracağından emindim ki öyle de oldu.
Çok güzel olmuşsun ama pantolon giyiyorsun dedi. Ben de inşallah ileri de düzelteceğim dedim ve içeriden annesi geldi o sırada arkadaşım telefona bakmak için gitti.
Annesi 'hayırlı olsun' dediğinde 'teşekkür ederim ... Teyze darısı kızına inşallah' dedim.
Bana 'Senin gibi kapanacaksa hiç kapanmasın, bu doğru değil.' cümlesini sarf etti.
Ben o an sadece 'inşallah daha düzgün bir şekilde kapanır' deyip arkadaşımla da vedalaşıp onların apartmanından çıktım. Eve kadar ağladığımı hatırlıyorum. Eve vardığımda bir süre apartmanda oturup göz yaşlarımı sildim ve eve öyle girdim. 
Ve bu olaydan hiç bir zaman bahsetmedim aileme.
Arkadaşımın bu tepkilerle karşılaşmasını hiç istemedim çünkü ona gerçekten çok yakışıyor ve onun böyle bir anısı olsun istemezdim.
Ama insanlar çok farklı belki de düşünmeden konuştukları için bilmiyorum. 
Nasıl kalp kırdıklarını bilmiyorlar.

Dostum,

Ve merak ettiğin için yazıyorum..
O arkadaşım da kapandı ve benim ilk kapandığım zaman ki giyiniş stilim den bir farkı yok.
Ayrıca yaptığı abartılı makyajda gözlerden kaçmadı.


EKALE