14 Ağustos 2016

'Yok' olmaktan korkmak mı?

Sevgili Dost,
İçimizde itiraf edemediğimiz ne kadar çok korkumuz var bizim. Biliyor musun? Bir psikolog 'Korkularınızla yüzleştiğinizde daha güçlü ve olgun olursunuz.' demiş. Aslında çok haklı fakat bu normal insanların basit korkuları için söylenmiş bir söz. -Basit demişken bu bir kişisel bir düşüncedir. Tabi ki herkesin korkusu kendisi için büyüktür.- 
Akrofobi (Yüksekten korkma), entomofobi (böcekten korkma) gibi bir çok korku var hayatımızda. İnsanlar bu korkularıyla yüzleşerek başa çıkabilir de. Peki ya ölüm korkusuyla? Onunla nasıl yüzleşeceğiz?
Evet. Ben ölümden korkan bir insanım. Bir anda gelen yok olma hissi. Bunun tanımını kimseye yapamıyorum. Ve insanlar da pek anlamıyorlar beni.
Benim korkum çok başka.
Bir bankta oturup insanları izlediğim zaman çok üzülüyorum mesela. Ben de herkes gibi sadece hayallerime odaklanayım istiyorum. Sürekli ölümü düşünmek istemiyorum. 
Dostum, benim sorunum Allah'ın sadece beni yarattığına inanıyorum. Tabi ki öyle değil ama bazen öyle düşünüyorum. Her şey benim için düzenlenmiş gibi. İnsanlarda gördüğüm iyilikler de kötülükler de sadece bana gösterilmesi gerektiği için yapıyorlarmış gibi. Sanki hayat bir tiyatro sahnesi, başrol benim ve diğer oyuncular sadece beni tamamlamak için varlar.
Anlatamıyorum derdimi değil mi? 
Dostum, yalnız kalmaktan, unutulmaktan korkuyorum. Belki de beynimde 'Yok olma' kavramını tanımlayamıyorum ya da sonsuz ahiret inancını. Toprağın altında olmaktan korkuyorum belki de. Bilmiyorum.
Anlattığım insanlar ibadetlerini yerine getirmediğin için korkuyorsun dediler ama artık onunla da bir ilgisi olmadığını düşünüyorum.
-İbadetlerimi elimden geldiği kadar yerine getiriyorum. Bu yüzden bununla alakalı olmadığını düşünüyorum.-
Ya da hatırlanmamaktan korkuyorum?

Sevgili Dost,
Öldükten sonra hatırlar mısın beni? Neler hatırlatacak ve nasıl hatırlayacaksın? 
Bir yıl sonra aklına gelecek miyim?
Ya beş yıl sonra?

EKALE

11 Ağustos 2016

Eksik olan şey.

Sevgili Dost! 
Neredeyse iki haftadır Dünyanın diğer ucunda yaşayan Koreli arkadaşım için hediye hazırlıyorum. Hepsini özenle hazırlamam gerekiyor çünkü zamanında o da aynısını benim için yapmıştı. Hiç görmediğim bir insana hediye hazırlamak garip. -Hiç görmediğimden kastım; elbette fotoğraflarına sahibim fakat onunla hiç buluşmadım.-
-Hoş! buluşmak için 7790 km gitmem gerek.-
Ben bunu yapıyorsam onun beni olduğum gibi kabul etmesindendir. Evet! belki farklı dinlerin düşüncelerine sahibiz ama önemli olan da o değil mi ? Olduğu gibi kabul etmek.


Dostum! 
Bizim problemimiz büyük. İnsanları olduğu gibi kabul edemiyoruz. Kendi hayal gücümüzle uydurduğumuz ve inandığımız o kişinin -hayal gücümüze karşı- bir yanlışını gördüğümüzde ondan soğumaya başlıyoruz. Bu kadar zor mu insanları olduğu gibi kabul etmek? Hayır elbette değil. 
Peki eksik olan ne ?

Kalbimiz.


EKALE

10 Ağustos 2016

Pes etmek mi ? Asla.


Sevgili Dost! 
Günlerdir üniversite sonuçlarını bekliyordum. Sonunda açıklandı. İlk tercihim olan Ahievran Üniversitesi Kaman MYO Gıda teknolojisi bölümünü kazandım. Bir yanım buruk olsa da diğer yanım ne yalan söylemeliyim mutlu oldu. Tercih yapmakta bile kararsızdım. Daha sonra düşündüm taşındım ayrıca bir çok kişiyle istişare yapıp böyle bir karar verdim. 

Bir yıl daha hazırlanmaya aynı zamanda bir üniversite okumaya. Bu süreç benim için biraz zor olacak çünkü zamanında gereken önemi hayallerim için vermedim. Savaşmadım ama şunu da söylemeliyim gerçekten pişman oldum. Hak ettim biraz da. Ben de böyleyim işte. Bazı şeyleri yaşamadan aklım başıma gelmiyor.
Çevremde aynı anda bir kaç bölüm okuyan var. Ve onları gördükçe ben neden yapamayayım diyorum. Her yıl kafaları rahat bir şekilde giriyorlar üniversite sınavına. Benim zaten okuduğum bir bölüm var diye. E doğal olarak sınavda da daha çok başarı gösteriyorlar. Ben de biraz onlara gıpta ettim diyebilirim. Hem de mekan değişikliğinde ferahlık var demişler.
Kısaca kafa rahatlığı önemli gençler.
Hayaller büyük. Hedef uzak. Yol uzun.
ama Pes etmek yok!

Neden Gıda Teknolojisi diyecek olursak;
Bu bölümü canım Beyza ablam önerdi. Çünkü o bu bölümden mezun. Beni nasıl ikna etti diye sorarsanız? Bölümüne aşık olmuş ve pes etmemiş biri olduğu için. O benim gerçek anlamda motivasyon kaynağım oldu. Aynı zaman da bir de Seda ablam var. -'Ablam' diyorum öz olmasalar da öz gibiler.- Seda ablam da beni Duanın gücüne inandırdı. Çevrem de böyle insanların olması çok huzur verici. Allah razı olsun onlardan...


Sevgili Dost! 
Asla pes etme.
Ve sana değer verenlere karşılığını vermeyi unutma. 


EKALE

03 Ağustos 2016

Sevgili Dost!

Sevgili Dost,
 Bu sabah kuş sesleriyle uyandım. Ne güzel değil mi? Hayır, güzel değil! Açık penceremden ok gibi dalıp yastığıma saplanan karga sesleriydi.



 Kuş sesleri dediğimde aklına asla karganın gelmediğini biliyorum. Bu, karganın da bir kuş türü olduğunu bilmediğinden değil, karganın türünün en önemli özelliği olan güzel bir ötüş ten mahrum oluşundan elbette. Yüzümü yıkarken acaba diyorum; acaba türümüzün en önemli özelliklerini taşıyor muyuz ? Hareketlerimiz ve sözlerimiz nelere saplanıyor? Acaba 'insan' denince hatırlanıyor muyuz?






Posta Kutusundaki Mızıka - A.Ali URAL